Genel Bilgiler

Bu sitede bitki ve tedavi hakkında herşeyi bulabilirsiniz .

Sosyal Medya

facebook flickr twitter youtube

SİVAS ve BİTKİLER

Image 01

Zengin bir floraya sahip ülkemizin tıbbi bitkileri bilgi tarihî kaynaklarda da rastlanır. Halkın sağlığa verdiği önem, tıbbi bitkilerle tedavi ve ilgili sözlü kültür geleneksel halk hekimliği konularındandır. İlâç yapımında en çok bitkileri kullanan halk hekimliği bilgi ve uygulamalarından modern tıpta yararlanır.

Bitkilerle tedavi bilgi ve özen gerektirir. Birden çok etkisi olan bitkisel ürünlerin, gıda, baharat, boyar madde ve ilaç olarak kullanımları önemlidir.1 “Hasta olmadan önce hekimi çağır” atasözü koruyucu hekimlik hakkında, inanç ve sözlü gelenekte yaşayan evrensel bir ifadedir. “Her otun bir şifası vardır”, “Yemekleriniz ilaçlarınız, ilaçlarınız yemekleriniz olsun” sözleri de bitkilerin hastalıklardan koruyucu ve iyileş- tirici etkilerini belirtmekte kullanılır.

Halkımız, baharda, ebegümeci, evelik, yemlik, guşguş, madımak, ısırgan, gelinparmağı vb. bitkilerle şifalı yemekler yapar. Lokman Hekim hakkındaki “bitkiler ve şifalarına dair” efsane ve yine Lokman Hekim’e atfedilen “beslenme ve sağlığa” dair “Ağartı (süt-yoğurt ve bunlardan elde edilen gıdalar) ve göğerti (sebze, yeşil bitki) yerim, Lokman’dan bana ne?”2 sözü halk hekimliğinde halk bilgeliği bakımından ayrı önemdedir. Halk özellikle yöresinde yetişen bitkileri iyi tanır ve tedavide kullanır.
Türkiye’nin yüz ölçümü büyüklüğü açısından ikinci, yerleşim birimi sayısı açısından birinci şehri Sivas’ta, yaklaşık 430 endemik tür olup bitki çeşitliliği ve endemik bitkiler açısından önemlidir. Yapılan çalışmalarda bulunan yeni türlerle bu sayı artmaktadır.

 

 

Bazı hastalıklar ve bitkisel tedavi yöntemleri

Image 02


Burun Tıkanıklığına Bitkisel Çözümler


Tıkanıklığa yol açabilecek burun kemiği eğriliği benzeri yapısal bozukluklara karşı evde uygulayabilecek bir çözüm olmayabilir. Öte yandan alerji ya da özellikle kış aylarında ortay çıkan enfeksiyonlardan kaynaklı burun tıkanmalarına, doktorunuzun da onayını alarak bitkisel çözümler uygulayabilirsiniz.

  • Demlenmiş papatya suyu da burnunuzun açılmasını sağlayacak bir diğer bitkisel çözümdür.
  • Kaynar suya birkaç damla okaliptüs yağı damlatın. Kafanıza bir havlu örterek (buharın dışa kaçmasını önlemek için) buharı soluyun.
  • Nane çayı içmek, içerdiği mentol sayesinde mukusun incelmesine ve tıkanıklığın giderilmesine yardımcı olabilir.
  • Burun tıkanıklığını açmak için en çok kullanılan şey burun spreyleridir. Bunların doğal ve zarasız olanı deniz suyu şeklinde satılanlarıdır. Bu karşımı evde kendiniz de kolaylıkla hazırlayabilirsiniz. 1 litre kaynamış suyun içine 1 yemek kaşığı kaya tuzu ve 1 yemek kaşığı karbonat ilave ederek karıştırırsanız dışarıdan almaya gerek kalmadan evde şırınga ya da boş sprey yardımıyla kullanabilirsiniz.
  • Suda bir süre bekletilmiş çörek otlarını güzelce kuruttuktan sonra toz haline getirin. Bu tozu burnunuza çekerseniz burnunuz rahatlayacaktır.
  • Biraz papatya, nane ve doğranmış soğanı üzerine kaynar su dökerek demleyin ve çıkan buharı 3-5 dakika arasında soluyun. Daha rahat nefes almanızı sağlayacaktır.
  • Lavanta çiçeğini 10 dakika kadar bir bardak sıcak suyun içinde demlerseniz ve bu suyu belli aralıklarla burnunuza çekerseniz burun tıkanıklığınız geçecektir.
  • Birkaç diş çiğ sarımsak yemek ya da bu sarımsakları bir tas kaynar suya ezip katarak hazırlayacağınız sarımsak çorbasını içmek, burun tıkanıklığına çabuk çözümlerden biridir.
  • 2 yemek kaşığı elma sirkesi ve bir yemek kaşığı balı 1 bardak ılık suya karıştırıp için. Burun tıkanıklığına karşı etkili bir karışımdır.
  • Kahvaltıdan ya da yatmadan önce 3-4 yaprak taze fesleğen çiğnemek tıkalı bir burun konusunda harikalar yaratabilir.

ÖNEMLİ: (!)Bitkisel uygulamalar her tıkanıklığı giderebilecek tedavi yöntemleri değildir. İlk olarak burun tıkanıklığını nedenini öğrenmek için doktora başvurmak ve doğal çözümlerle ilgili olarak da yine doktorunuza danışmak en doğrusudur.

Hastalıklardan korunma ve sağlıklı yaşam

Image 03

“Hıfzısıhha” denen koruyucu hekimliğin gayesi,insanların hastalıklara karşı korumaktır. Hastalıklara karşı korunmanın da temel kaidesi “temizliktir” tir. İnsanlık alemine gerçek anlamda koruyucu hekimliği bahşeden İslamiyet’tir. Ortaçağ Avrupasına tuvalet ve banyo alışkanlığını öğreten Müslümanlardır.
Batı da 542 yılında ortaçağa çıkan veba salgını, mahiyeti bilinmediğinden, kırk sene devam etmiş; yüz milyon insanın ölümüne sebep olmuştur. Bu tarihten 1862 yılına kadar yirmi beş veba salgını zuhur etmiş; Avrupa nüfusunu yarıya indirmiştir. Halbuki, beri tarafta, İslam peygamberi şöyle buyurdu: “Bir yerde taun (veba) bulunduğunu işitirseniz oraya gitmeyin.

Bulunduğunuz yerde meydana gelmiş ise oradan da ayrılmayın. “Avrupalı doktorların yüzlerce sene sonra, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önleme konusunda, keşfedebildikleri “karantina” usulü Resul-i Ekrem (S.A.V) tarafından konulmuş bulundu. Yine hastalık taşıdıkları bilinen hayvanları öldürmede hiçbir günah olmadığını söyleyerek, bazı hastalıkların hayvanlardan bulaştığını ifade etmiştir.

Öldürülmesini emrettiği hayvanlardan biride kuduz köpektir. Hz. Peygamber buyuruyor: “Köpek bir kabı yalarsa, onu derhal yedi defa yıkayın; sekizincide toprakla ovalayın.” Bugün mikrop öldürücü olarak kullanılan bakterilerin çoğunun toprakta (bilhassa kabir toprağında) bulunduğu hatırlanırsa, sekizinci defa toprakla ovalanmasını emrettiği daha iyi anlaşılacaktır.

Ayağını sıcak tut, başını serin, az ye, az uyu, düşünme derin.

Bu atasözü bu kitapçığı yazmama sebep olmuştur.